Hayatı anlamlandırmak

İnsanlara yön veren ve hayatlarını anlamlandıran şeyler büyük mutluluklar değil aslında küçük küçük her anı dolu yaşatan şeylerdir. Ne kadar küçük mutluluklarla hayat dolu olursa o kadar fazla anlamı olur bir hayatın. Çünkü bu küçük şeyler büyük sıkıntıların araya girmesini engeller. Büyük mutluluklar kısa süreli haz verirler ve geçicidirler ancak diğerleri ise araları dolduran ve sım sıkıya bağlı olan şeylerdir. Bunu idrak edebilen ve kendi hayatına küçük mutlulukları sıkça sokan kişiler hayatlarını güzel anlamlandırır ve yaşadıklarından pişmanlık duymazlar. Cinsel ilişkiler için bile geçerli olan bu küçük mutluluklar seçilen partnerle doğrudan ilintilidir. İstediği tarzda bir partneri bulan ve isterse travesti olan onunla sıkça küçük mutlulukları alan birisi güzel bir yaşam sürebilir. Kendi tarzları ile farklı olan travestiler hayatlarına giren ve birlikteliklerinden memnun olan partnerleri ile zevklerin tadına varabiliyor ve onlara gerçek mutluluğu tattırabiliyorlar. Gerçek adresi iyi bilen ve hayatını bu tarzda anlamlandırabilen kişiler için en kaliteli olanları ankara travesti bayanlar olabiliyor. Verdikleri zevkler ile bu kişilerin hafızalarına kazınan ve kesinlikle en az bir defa daha tercih edilen travesti bayanlar da yine en çok tercih edilenler arasında yer alıyorlar. Bir başkasının mutluluk tercihi kimsenin yargılayacağı bir durum olmadığından diledikleri gibi yaşamayı hayatlarını anlamlandıran bu kimseler kendileri için en doğru olanı yapıyorlar. Hayatlarını mutluluklarla dolduran birisi hem özgürlüğüne hem de zevklerine düşküdür. Bu düşkünlük gerçek mutluluğun kapılarını sonuna kadar aralar ve onların hayatlarından zevk aldıkları noktaya getirir. Döngüsel süreçlerden geçip zaman zaman mutlulukları büyüterek yaşamaktansa belkide bu tarzı benimsemek daha akılcı olabilir. Bu düşünceler kimileri için ters gelse kimileri için yanlış olsada yaşanılan

Travesti Bilgi Al

Oğlum bir eşcinsel

“Uzun süren sancılı saatlerden sonra ‘Evet, anne ben eşcinselim, erkeklerden hoşlanıyorum’ dedi oğlum bana. O an tüm dünya başıma yıkılmıştı, sanki dünya durmuştu. Kulaklarım asla kabul etmiyordu. Eşim de ben de ağlıyorduk. Çok sarsıcıydı.” Oğlunun eşcinsel olduğunu öğrenen bir annenin tanıklığı. Türkiye’de eşcinsel olmak yeterince zorken eşcinsel annesi olmak kolay mı? 17 yaşındaki oğlunun eşcinsel olduğunu söylemesiyle bu gerçekle yüzleşen Güler G. Elele aracılığıyla annelere sesleniyor: “Lütfen çocuklarınızı dinleyin. Belki onlar yerine asıl değişmesi gerekenler sizlersiniz. 49 yaşında, hayatını çocuklarına adamış bir anne Güler G. Her Türk annesi gibi… Eşi emekli albay. Oğlu Tolga 22, kızı ise 29 yaşında. Güler Hanım, Tolga’nın “Ben eşcinselim” diyerek ailesine açılmasının ardından yaşadığı travmayı anlattı. Yaşadıklarını ve hislerini zaman zaman gözyaşları içinde sözlere dökerken bir yandan da durumu kabullenmenin bir anne için ne kadar zor olduğunu tekrarlayıp durdu. Ama geçen beş yıl ona çok şey öğretmiş. En önemlisi oğlunu yeniden kazanmış. “Sürekli onları gözlemler, onları izler, onların önündeki engelleri kaldırmak için çabalardım” diyor Güler Hanım çocuklarını büyüttüğü yılları anlatırken: “Onlarla nefes alıyordum adeta. Hatta çocuklarım okula giderken onların ayakkabılarını bağlardım.” Güler Hanım çocuklarını büyütürken bütün ilgisini ve sevgisini hissettirmiş onlara. Ancak oğlu Tolga 17 yaşına geldiğinde bir şeylerin ters gittiğini hissetmeye başlamış: “İnsan çocuğunu bu kadar yakından izlerken hiçbir şeyi gözden kaçırmıyor. Oğlum 17 yaşına geldiğinde ondaki huzursuzluğu, gerginliği iyice hissetmeye başladım. Sürekli üstü kapalı konuşmalar, zaman zaman okula gitmek istememeler, kızlarla ilgili bir şeyler sorduğumuzda üstü kapalı konuşmalar, çekip odasına gitmeler…” Kısacası oğlunun hayatında bir tuhaflık olduğunun farkına varıyor: “Aklıma bazı şeyler gelir

Travesti Bilgi Al

‘Travestiyi oynamak zor!’

Ayta Sözeri’yi birçok dizide, tiyatroda izlediniz. Son olarak ‘Güneşi Gördüm’de bir travestiyi canlandırdı. İşin sürprizli yanıysa onun transseksüel olması… İsmi Ayta Sözeri. Kendisine seçtiği isim bu, evvelki adını bilmiyoruz, sormadık. Sokakta görüp, ‘tehlikeli’ belleyip iki adım gerisinde kalmayı seçebileceğiniz ‘cinslerden.’ Transseksüel. Oyuncu. Şarkıcı. İzmirli ve Ege Üniversitesi İşletme mezunu. Çok matrak, bir saatlik vakitte kendiyle de, hemcinsleriyle de, sizinle de çok güzel geçiyor dalgasını. Sokakta gördüğünüzde içinizden geçirdiğiniz gibi bedenini değil, sesini ve oyunculuğunu satıyor. Seks işçiliği yapmak zorunda kalmayan, Türkiye’deki tek tük şanslı ‘trans’tan biri… Onu nerede mi bulduk? Aslına bakarsanız, Levent Kırca Tiyatrosu’nun ‘Toros Canavarı’ndan, popüler diziler ‘Hayat Bağları’, ‘Dadı’, ‘Dudaktan Kalbe’, ‘Arka Sokaklar’a kadar hemen her fırsatta çıkıyormuş karşımıza. Ama çoğu kez, kendisinden beklenen ‘sokaktaki transseksüel’ yerine, sıradan kadın rollerinde oynadığı için fark etmemişiz belli ki… Klişeleri tekrar eden, hikâyesi olmayan hiçbir trans rolünü kabul etmiyor. Ayta Sözeri’yle ‘Güneşi Gördüm’deki transseksüel Tuana rolü vesilesiyle buluştuk. Türkiye’de transseksüel olup oyunculuk yapmak nasılmış, dinledik… Özgeçmişinizde ‘Karakteri olmayan hiçbir transseksüel ve travesti rolünü kabul etmiyorum’ diye bir ibare var. Size çoklukla bu roller mi teklif ediliyor? Benim için en zor olan bir travestiyi veya transseksüeli oynamak. Karakteri olmayan derken kastettiğim, çok kötüyü oynayanlar… Burası Beyoğlu ya, muhakkak bir travesti olmalı ama o mutlaka kavga ediyordur, ya birisini kesiyordur, ya pazarlık yapıyordur… Cinsiyet olarak hepimiz aynıyız; sokaktaki de, ben de, Bülent Ersoy da. Ama yaptığımız işler, olduğumuz yerler farklı. Sonra düz roller oynadım; hapishane müdiresi, mahkûm kadın, şarkıcı kadın. Onları oynayınca da birden travesti rolü gelince tuhaf hissettim. Aslında transseksüelim ama

Travesti Bilgi Al

Bu ülkede eşcinselin de adı yok!

Önce gey hakemin haklarını tartıştık, sonra da polis teşkilatının içindeki eşcinsel ‘unsur’ları. Konu, “eşcinsel istihdamı” olunca ilgili kurumların ve kişilerin ağzını bıçak açmıyor. Eylül ayında, New York’ta lezbiyen, gey, biseksüel ve transseksüellere yönelik bir kariyer fuarı düzenlendi. Sloganı “Çalışmak için açıkla (Out to work)” olan fuarda tam 41 şirket ‘çeşitliliği (diversity)’ desteklediğini cümle âleme ilan etti. Organizatörlüğünü Gay Center ve Greenwich Village – Chelsea Ticaret Odası’nın üstlendiği fuarın sponsorlarından bazıları ise şöyle sıralanıyordu: Johnson & Johnson, Novartis, Pfizer, PepsiCo… Şimdiye kadar bu fuar sayesinde kaç kişinin işe alındığı net olarak bilinmese de etkinliğin eşcinsel ve transseksüellerin istihdama katılmaları noktasında atılan ciddi bir adım olduğu kesin. Dünyanın pek çok ünlü şirketinin önde gelen markalarıyla destek verdiği bu organizasyonun gerçekleşebilmesinde Amerikan kültürünün çeşitliliğinin yanı sıra ülkenin hukuk sisteminin de etkili olduğu aşikâr. Bu ülkedeki yasalara göre iş görüşmelerinde işveren, hiç kimseye cinsel kimliğini soramaz, işe alımlarda cinsel yönelime göre karar veremez, işten çıkartmalarda eşcinsellik bir kriter olarak kullanılamaz. Çünkü tüm bunlar, doğrudan ayrımcılığa girer ve insan haklarıyla bağdaşmaz. ABD, gey nüfusun toplumun her alanında aktif rol alabilmek, haklarını savunabilmek ve daha insanca bir yaşama kavuşabilmek için ciddi mücadele verdiği ülkelerin başında geliyor. Bu yüzden de tüm dini, milli ve ırksal azınlıklar gibi geyler de burada pek çok ülke vatandaşına göre göreceli olarak daha iyi konumda. 2005-2006 yıllarını kapsayan bir araştırmaya göre Amerika’da 8.8 milyon gey var. Bu rakam yaklaşık olarak ülkenin toplam nüfusunun yüzde 3’üne denk geliyor. Eşcinsellerin sayısı ve nüfusa oranları konusunda kesin veriler yok. Bu konu üzerinde çalışan Epstein’in “A

Travesti Bilgi Al

Zaten Uzun Zamandır Tedavi Altındasınız

“Üzgünüm ama hepimiz uzun zamandır şöyle veya böyle tedavi altına alınmış durumdayız. Ama merak etmeyin bilimsel, düşünsel, ahlaki ve hatta ve hatta dini altyapıları olmayan – ki o yüzden mizaha konu oluyorlar – bu zihniyetin başarıya ulaşma şansı yoktur.” Günlerdir kelimeler boğazımda düğümleniyor, harflere dökebilmenin zorluğunu varın siz hesaplayın. Aileden sorumlu bakan “eşcinseller hasta” demiş, mahalle baskısı diye avaz avaz bağıranlar sanki kafalarına taş düşmüş gibi “bu ne yaavv diye” oraya buraya soruyorlar.” Platon, Michelangelo, Çaykovski, Shakespeare, Foucault, Sokrat, Sappho, Virginia Woolf, Büyük İskender, Gide, Sait Faik, Oscar Wilde, Leonardo da Vinci, Aslan Yürekli Richard, Sezar ve daha binlercesi demiiiii hasta” diye soruyorlar da soruyorlar. Hayretle. Hadi hayretler içinde bir kaç tane de ben ekleyeyim, Murathan Mungan da mı, Ferhan Özpetek de mi hasta. Dinozor Hakkı gibi provokatörce yaklaşanların yanı sıra merkez medya topyekûn eyvahlarda. Ben de izninizle günaydın diyorum onlara. Hem de ne günaydın. Sen yedi yıldır kafanı gömdüğün kumdan şimdi mi çıkardın? Hoş çıkardığın da pek belli değil ya. Hadi onu geçtik Selma Aliye gibi kafaların yetişmesine sen az mı katkı yaptın? Hatırlayın popçumuz Tarkan, eşcinsel fotoları eşliğinde dünyaca ünlenmeye başlayınca merkez medya ne kadar arkasında durdu. “Türklüğün kahraman figürlerinden Tarkan ismi ibnelikle anılamaz” diye yaygara koparıldığında” ve karşılığında Tarkan annesinden gizli koltuğa işemiş çocuk misali kendini savunmak zorunda kaldığında neredeydiniz. Peki ya Tarkan “Ben Bulgaristan’da tedavi oldum” dediğinde niye “Atma recep eşcinsellik tedavi edilemez” diye itiraz etmediniz. Peki ya siz medya kalemşorları… Bugüne kadar eşcinsellik oldu mu susanlar siz değil misiniz. Hep üçüncü kişiler hakkında konuştunuz. Onca

Travesti Bilgi Al

Travesti ve Üniversiteli

Üniversiteye başladığında erkekti, sonra içindeki kadını keşfetti. Feminist transseksüel Sema, erkek yurdunda kalan bir kadına, etek giyen bir erkeğe indirgenmek istemiyor. Onun bütün bedeni bir siyasal simge; o üniversitede başka bir varoluş mücadelesi veriyor Bugün sokağa çıktığımda yine her zamanki gibi bütün insanlar bana bakıyordu. Durakta çocuklar bana ‘Abla Allah seni sevdiğine kavuştursun’ deyip gülüştüler. Yanımdan geçen bir çift ‘Tırrrooo’ diye bağırdı. İki üç tane ‘delikanlı’ da arkamdan ‘Abiiiiii abiiiiiii, baksana, sen kız mısın erkek misin?’ dedi. Bunun yanında ‘İyi sabahlar hanfendi’ ya da ‘Aşkım, nasılsın?’ diyen, önümden geçerken bacağıma çimdik atıp gülen ya da yanımda bir kadın arkadaşım varken ona ‘Baksana, bu senden daha güzel’ diyenler de oldu. Hemen hemen herkes bir dürtüşme halindeydi; ‘Baksana, baksana’ deyip birbirlerine beni gösteriyorlardı. Birkaç arkadaşımla karşılaştım, ‘Abi nasılsın yaa?’ dediler. Alışkanlık herhalde… Haa, bu arada durakta beklerken otobüsten fotoğrafımı çekenler oldu. O arada bir adam bir şeyler sordu, diğer bir tanesi de yaklaşıp ‘O seni rahatsız mı ediyor? Gel seni Eminönü’ne götüreyim oradan taksiye biner gideceğin yere gidersin. Bir tost ısmarlarım, hem orda bizim işyeri var’ dedi. Otobüste yanıma oturan teyze ise gözlüklerini indirip bana baktı ‘Eşşşşhhedüennnaa…’ deyip pofurdandı.” Geçen yılki Onur Yürüyüşü’ne dair yazdığı yazıya böyle başlamıştı Sema. Tarzı bu; ince tespitler, kara mizah… O gün topuklu ayakkabılarını takırdatarak çıktığı sahnede, tam da bunu kullanarak bütün salonu 15 dakika boyunca nasıl kilitleyebildiğini gözlerimle gördüm. Boğaziçi Üniversitesi Eleştiri ve Kültür Araştırmaları Yüksek Lisans Programı’nın, ilkini 2004’te düzenlediği ‘Queer, Türkiye ve Kimlik’ konferansının ‘transgender’ temalı ikincisi geçen hafta yapıldı. İşte Sema, oradaki konuşmacılardan

Travesti Bilgi Al

Ankara LGBT Mekân Rehberi

Dışarı çıktığımızda gerçekten iyi vakit geçirmek isteriz, değil mi? Arkadaşlarımızla ya da sevgililerimizle gittiğimiz mekânlarda rahatsız edilmek, “kendi paranla rezil olmak” çok can sıkıcı bir durum. Deneme-yanılma yöntemiyle neresi LGBT-dostu, nereyi eşe dosta anlatıp tehlikeli bölge ilan etmeliyim diye uğraşmak ise fazla yorucu. Enerjinizi eğlenceye saklamanız için Ankara’da çeşitli mekânlarla görüşüp LGBT’lere bakışlarını öğrenmeye çalıştık. Yalnız bir uyarımız var: İşletmecilerin görüşleriyle mekânlarda yaşananlar zaman zaman birbirini tutmuyor. O yüzden sizlere LGBT-dostu diye tanıttığımız bu mekânlardaki olası rahatsızlıklar için şimdiden özür dileriz. Karşılaştığınız kötü muameleleri aktarmak için Facebook üzerinden “Heteroseksist/Homofobik/Transfobik Eğlenceye Hayır!” grubunu kullanabilir (http://www.facebook.com/home.php?sk=group_132262493512802&ap=1) ya da bize mail atabilirsiniz. Bu sayede, yaşananlar üzerinden işletmecilerle yeni bir görüşme yapılabiliriz. Hepinize iyi eğlenceler! Acme Oldukça yeni ve özel bir kafe. Dinamitlerden etkilendikleri doğru; fakat homofobik değiller. Güler yüzlü, dostane bir ortamla karşılaşacaksınız Acme’de. Menüsü zengin ve kaliteli, fiyatları uygun. Hint çayını özellikle denemelisiniz. Emre Özcan: Bir kafede bir kadın ve erkek ne yapabiliyorsa aynısını iki erkek ya da iki kadın da yapabilmeli. Biz insanları seviyoruz. Mekânımızda kimsenin kimseye ayrımcılık yapmasına izin vermeyiz. Kesinlikle gay-friendly olduğumuzu söyleyebilirim. Ben kendim yaklaşık 10 yıl önce oldukça homofobiktim; fakat eşcinsel arkadaşlarım oldukça bunu aştım. Adres: Konur Sokak 11/9 Kızılay Araftafaray Tuvaletlerinde “kadın/erkek fark etmez, önce insan” yazan, duvarları dev karıncalarla kaplı bir kafe. Oyuncak yapma atölyesine (amigurumi) katılabilir, saçlarınıza rasta yaptırabilir, reggae müziği eşliğinde biranızı ya da sangrianızı yudumlayabilirsiniz. Kerem: Mekânımızda kesinlikle bir ayrımcılık yaşanmamaktadır. Hatta derneğinizin üyesi olup olmadıklarını bilmiyorum; ama sürekli gelen gey arkadaş grupları var. Dolayısıyla herhalde Araf’ın gay-friendly olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Mekânda

Travesti Bilgi Al

Eşcinseller Tektip Eşcinselliği Dayatıyorlar!

Dün gece spordan dönerken şehrin en işlek meydanından geçtim “Acaba ’biz’den birileri var mı ’merhaba’ diyebileceğim?” diye. 5 tane “gay” yanyana dizilmişler oturuyorlardı bankta ve sohbet ediyorlardı. Ben de bir “top” olarak (Onlar dışarıya karşı gizli oldukları için gay, bense açık bir eşcinsel olarak top-ibneydim artık onların gözünde. Yani eşcinselliğin en dibindeydim.) yanlarına gidip “merhaba” dedim. İki tanesi dillerinin ucuyla “merhaba” dediler. “Gel otur” falan demedikleri için fazla rahatsız etmemem gerektiğini anladım. Çünkü ben oturursam eşcinsel haklarından falan bahsederdim, neme lazım! “Gay”likle eşcinsel haklarının ne alakası olabilirdi değil mi? “Gay”lik gizli yaşanılan onurlu bir zevk meselesiydi. Hak-hukuk diyerek ibneleşmenin ne alemi vardı?! Çok asillerdi, çok “gay”lerdi ama karşılıklı konuşmaların tamamı cinsellik üzerineydi. Espriler hep belden aşağı, mik ve döt üzerineydi. Kendimi birden ONLARIN GÖZÜNDE çok aşağılık hissettim ve ayrıldım yanlarından bisikletimin pedalına basıp. Bu durum yıllardan beri, ben kendimi bildim bileli, onları tanıdığım 20’li yaşlarımdan beri böyleydi ama. Piknik mi yapılacak Halil’in haberi olmaz, evlerde mi toplanılacak, “Aman Halil duymasın, huzurumuz bozulmasın.” Halil onların gözünde eşcinsellik taslayan bir ukalaydı ve yıllar-yıllar geçti onların gözünde hala aynı ukala Halil’im. Çünkü hiç değişmediğim gibi artık internette yazıyordum, onların gözünde deşifre olarak ibneleşiyordum en çirkef şekilde. Onların gözünde hiç değişmedim, daha berbatlaştım, çünkü onlar da hiç değişmedi, daha bir kapalılaştılar, daha bir ikiyüzlüleştiler. Travesti falan oldular ama kafa yapıları hala aynı. Ne kadar uçlarda yaşarlarsa yaşasınlar, erkekliklerinden, gizliliklerinden ödün vermemeliler, gay’liklerinden, asaletlerinden bir şey kaybetmemeliler gizli, ikiyüzlü kalarak! Hatta evlenip çoluk-çocuğa karışarak topluma karşı erkekliklerini, kendi aralarında gay’liklerini-asaletlerini, bana göreyse ikiyüzlülüklerini iyice pekiştirdiler.

Travesti Bilgi Al

Kabahatler Kanunu Ankara’da Başka, Mersin’de Başkaymış!

Kabahatler Kanunu kaynak gösterilerek trans kadınlara kesilen cezalara bir yenisi daha eklendi. Mersin’de bu sefer para cezasının nedeni: Başkasının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültüye neden olmak! Kabahatler Kanunu trans kadınlar aleyhinde, hukuk ilkelerine aykırı bir şekilde uygulanmaya devam ediyor. Mersin’de bir trans kadına 19 Şubat tarihinde kanunun 36. maddesi uyarınca “başkalarının huzur ve sükununu bozacak şekilde gürültü yapmak”tan idari para cezası kesildi. Hukuk ilkelerine aykırı para cezası Trans kadınlara Kabahatler Kanunu’nun çeşitli maddeleri kaynak gösterilerek keyfi para cezaları kesiliyor. Mersin’de yaşanan olaya ilişkin ise Avukat Ahmet Toköz itiraz dilekçesi hazırlayarak, “Kanunun uygulaması ’kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi’ne aykırıdır” dedi. Müvekkili ve bir çok bireyin, cinsiyet kimliği, cinsel yönelimi veya seks işçisi oldukları gerekçesiyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu kapsamında görünürlüklerinin ortadan kaldırılması, yok edilmesi veya bulundukları yerlerden sürülmeleri maksadıyla idari yaptırım kararları uygulanarak cezalandırılmak istendiğini hatırlatan Toköz şöyle devam etti: Ankara’da başka madde, Mersin’de başka! “TC kanunlarında, seks işçiliği, travesti veya transseksüel olmak suç olarak tanımlanmamıştır. Ancak idari mülki amirler ve kolluk görevlileri varoluşları suç olmayan bireylere varoluşları nedeniyle ceza uygulamak istemektedirler. Bu nedenle örneğin Ankara’da ilgili kanunun 37. maddesini Mersin’de ise ilgili kanunun 36. maddesini hukuka aykırı olarak dayanak yaparak idari yaptırım kararı cezasıyla karşı karşıya bırakmaktadırlar. Bu durumsa açıkça olağanüstü koşullarda dahi askıya alınamayacak olan ‘Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi’nin bile isteye askıya alınması anlamına gelmektedir.” Haksız yakalama ve gözaltı Anayasa’nın ayrımcılığı düzenleyen 10. maddesine ve Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ’Ayrımcılık Yasağı’ başlıklı bölümüne aykırı bir şekilde kesilen para cezasının yanı sıra,

Travesti Bilgi Al

“Hak mücadelesi, direniş ve şiddetsizlik” paneli

Geçtiğimiz günlerde kurulan Şiddetsizlik Eğitim ve Araştırma Merkezi çalışmalarına başladı. “Adaletsizliğe uğrayanların şiddetle mücadelesi” başlığıyla iki ayda bir seminer düzenlemeyi planlayan Merkez’in ilk etkinliği bu cumartesi (27 Eylül) Cezayir Toplantı Salonu’nda yapılacak. “Hak Mücadelesi, Direniş ve Şiddetsizlik” başlığıyla düzenlenecek söyleşiye Ege Üniversitesi’nden Nilgün Toker Kılınç, Boğaziçi Üniversitesi’nden Zeynep Gambetti, Sabancı Üniversitesi’nden İlkim Karakuş ve KAMER’den Nebahat Akkoç konuşmacı olarak katılacak. Seminerlerin çağrı ve çerçeve metni ise şöyle: “Bir yandan dünyanın çeşitli yerlerinde savaş, iç savaş ve askeri müdahaleler tüm yoğunluğuyla devam ederken, diğer yandan yaşamlarını asgari standartlarda sürdürebilmek için canı pahasına çalışanlar, sokaklarda saldırıya uğrayan travestiler, gün be gün değişen kentler, yaratılan değerler hiyerarşisi ve bu değerlerin birer tahakküm aracı olarak kullanılması… Liste uzadıkça uzuyor. “Johan Galtung, yaşanmakta olan bu şiddet döngüsünü üç farklı kategoride ele alıyor. Doğrudan şiddeti ¨başkasına kasten zarar verme¨ olarak tanımlarken ¨toplumsal adaletsizliklerin sonucu olarak insanlara zarar verilmesini¨ ise yapısal şiddet olarak tanımlıyor. Galtung bu iki şiddet kategorisini, neden sonuç ilişkisi içinde birbiriyle doğrudan bağlantılandırmamakla birlikte her ikisiyle de doğrudan bağlantılı başka bir şiddet kategorisine dikkat çekiyor; kültürel şiddet. Kültürün oluşmasının araçları olarak kullanılan dil, ulusal marşlar, söylenceler, şarkılar, değer yargıları, öyküler, din, gelenekler vb. yoluyla doğrudan ve yapısal şiddeti meşru gösteren, kabul edilebilir kılan mekanizmanın kendisi kültürel şiddet. “Şiddet, kategorize edelim ya da etmeyelim, kitle iletişim araçları ve sosyal medya aracılıyla günlük yaşamımızı giderek daha fazla biçimleyen temel dinamiklerden biri haline geldi. Şiddetsiz biçimde çözülen çatışkılar ya da çözüm süreçlerinde kullanılan şiddetsiz yöntemler kitle iletişim araçlarında hiçbir biçimde yer almazken, herhangi bir eylemde molotof kokteyli

Travesti Bilgi Al

Bir dönmenin varlığı, iki dönmenin gullümü var

Üniversite sınavını kazanıp İzmir’e geldiğimde bir boşluk içine düşüp alışma sürecine başlamıştım. Yurtta kalıyordum, hepimiz şehir dışından gelmişiz. Herkesin ağzında Alsancak lafı dolaşıyordu. Nasıl bir yer bu Alsancak, merak edip yola koyuldum. Alsancak Gar’ın orda inip bir ara sokaktan yürümeye başladım. Sokağa girmemle şaşkınlığım bir oldu. Sokak boyunca her yer trans doluydu. “Ay ne oluyor?” dedim kendime ve aniden bir heyecan bastı ama çok mutluydum. Sonra konuşmaya başladım içimden, “İzmir ne kadar güzelmiş, rahat bir yer… İyi ki gelmişim…” dememle boğazım düğümlenip Kıbrıs Şehitlği’ne girmemle transfobinin kokusu geldi burnuma… Öğrendim ki o sokak meşhur Bornova Sokağı’ymış… Sürekli Bornova Sokağı’ndan geçmek, oradaki arkadaşlarımı tanımak istiyordum. Azıcık reklam yapayım. Serpil ablanın kuaförüne gittim ve içerde oturmaya başladım. Gözlerim etrafı inceliyordu merakla… Sadece bir arkadaş vardı ve akşam için hazırlık yapıyordu. Ortam çok sakin ve sessizdi. Sadece üçümüz ara ara bakışıyorduk gülümseyerek… Kuaföre girenler beni gördüklerinde şaşırıyordu çünkü laçovari halimi görüyorlardı. Sonra ortamda birden sesli gülmeler, laf atmalar başladı birbirlerine. Aslında küçük bir aile yuvasıydı. Herkes birbirine kardeşim, ablam, annem diye sesleniyordu. Gece yaşadıklarını anlatıp, dikkatli olmaları konusunda sürekli uyarıyorlardı birbirlerini… Her hafta gitmeye başladım. Sohbet ve kahkahalarla geçiyordu dakikalar… Okul çıkışında tekrardan kuaföre gittim. Beyza’yla tanıştım ve konuşmaya başladık. Beyza: Sana bir şey sorabilir miyim? Ben: Evet, sorabilirsin. Beyza: Sende mi kız olacaksın? Bunu duyar duymaz herkes kahkahalar atmaya başladı. Beyza: Biliyor musun, bende senin gibi başladım travesti olmaya… Ben: Nasıl yani, anlamadım. Beyza: Bende ağdayla başladım ve şimdi sokak kadınıyım. Derken gülüşmeler devam etti. Beyza sürekli takılırdı benimle, çokta öğüdü olmuştur.

Travesti Bilgi Al

Aşk Kasları İle Cinsel Hayatınızı Canlandırın

İdrar tutmak veya durdurmak için kullanılan kaslar, aynı zamanda aşk kaslarıdır. Güçlü aşk kasları cinsel duyguların yoğunluğunu artırır. Aşk kaslarını çalıştırmak için rahat bir şekilde sırt üstü uzanın, bilinçli bir şekilde nefes alın ve verin. Bir çiçeği koklar gibi nefes alın ve bir mumu üfler gibi yavaşça nefesinizi verin. Hazır olduğunuzda nefes alın ve aşk kaslarınızı kasın sadece, kalça ve karın kaslarınızı değil. Nefesinizi dışarı verirken kaslarınızı rahat bırakın. Daha sonra bedensel reaksiyonlarınızı takip etmek için birkaç kasılmadan sonra mola verin. Fazla bir şey hissetmediğinizde endişelenmeyin. Merakınızı kaybetmeyin, egzersiz yapmaya devam edin. O zaman bu kasların bütün potansiyelini geliştirebilirsiniz. Şimdi de aşk kaslarınızı başka bir pozisyonda çalıştırın. Örneğin; sırt üstü uzanın, dizlerinizi kırın ve ayak tabanlarınızı yere koyun. Ya da tam olarak yere çömelin, dizlerinizi ayırın ve topuklarınız yere bassın. Belki bir sandalyede oturarak da yapabilirsiniz. Aşk kaslarını çalıştırmak faydalı mıdır? Aşk kaslarınızı günde en az bir kere birkaç dakika boyunca kasın. Bu kaslarınızın farkına varır varmaz seks sırasında partnerinizi onlarla uyarabilirsiniz. Bu kasları nefes egzersizlerinde de kasabilirsiniz ve bu arada yukarıya doğru cinsel enerji iletip bunu bütün bedeninizde hissedebilirsiniz. Bu egzersizleri erken boşalma, iktidarsızlık, orgazm olamama, disparoni veya vajinismus gibi cinsel işlev bozukluklarının tedavisinde de kullanabilirsiniz.

Travesti Bilgi Al